Merhaba, sayfama hoş geldiniz. Ben İbrahim Avcı.
Bu satırları okuyorsanız, muhtemelen tarihin tozlu sayfalarına, Ege'nin zeytin ağaçlarına, bir köy meydanında yankılanan davul sesine veya sanatın o birleştirici gücüne sizinle aynı pencereden bakıyoruz demektir. Burası benim sadece yazılarımı paylaştığım bir platform değil; aynı zamanda kültürel mirasımıza, Anadolu'nun kadim tarihine ve dansın felsefesine adanmış bir dijital arşiv.
Benim halk bilimi ve dans sevdam, 1997 yılında bir ilkokulun yarışma ekibinde, Erzurum yöresinin o ağırbaşlı ve omuz omuza duruşuyla tanışmamla başladı. O küçük yaşta sahnenin tozunu yuttuktan sonra bu tutku peşimi hiç bırakmadı.
Lise yıllarımda Atatürk Teknik Lisesi yarışma ekibinde memleketim olan İzmir yöresinin o vakur duruşuyla harmanlandım. Aynı dönemde İzmir Folklor Araştırma Kurumu (İFAK) ile dernekçilik kültürüyle tanıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde eğitim aldığım yıllarda üniversite ekibinde dans ederek bu vizyonu daha da genişlettim. Yıllar içinde sahnede döktüğüm ter, yerini bu işin mutfağına ve eğitimine bıraktı. Bugün, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu (THOF) bünyesinde resmi olarak Hakemlik ve gerek kurumsal gerekse şahsi projelerimde Sanat Yönetmenliği / Koreograflık yapmaya devam ediyorum.
Akademik eğitimim doğrudan bu alanda olmasa da içimdeki o tükenmez merak beni bir amatör tarih ve kültür araştırmacısı yaptı. Özellikle Batı Anadolu tarihi, medeniyetleri ve bu coğrafyanın kültürel kodları üzerine derinleştim.
Dost meclislerinde yaptığım her sohbette savunduğum çok temel bir felsefem var: "Sanat toplum içindir." Geleneksel halk dansları, benim gözümde bir baleden farksızdır. Kusursuz bir estetiğe, derin bir anlama ve muazzam bir tekniğe sahiptir. Bu yüzden sahneye konan bir halk oyunu sıradan bir gösteri değil, bir sanat eseridir. Bunu sahnede icra eden herkes birer sanatçı, bu eserleri sahneye taşıyanlar da birer sanat yönetmenidir.
Benim en büyük gayem; gelenekten ve o kadim köklerden asla kopmadan, bu mirası moderniteyle ve geleceğin estetik anlayışıyla aynı sahnede buluşturabilmektir.
Geçmişten aldığım bu ilhamı, dijital çağın olanaklarıyla geleceğe taşımak ve kalıcı eserler bırakmak için tüm çalışmalarımı İzmir Dans ve Sanat Akademisi (Dijital Yapımcılık ve Sahne Sanatları) çatısı altında birleştirmeye odaklanmış durumdayım.
Bu profesyonel çatı altında;
ibrahimavci.com.tr'yi kurarken temel amacım; yıllardır biriktirdiğim tecrübeleri, okumaları ve sahne tozunu bu alana ilgi duyan, sanatın ve kültürün peşinden giden insanlara aktarabilmekti.
Burada okuyacağınız makaleler; bazen bir zeybeğin toprağa vuruşundaki sosyolojik isyanı, bazen bir halay sırasındaki psikolojik birliği, bazen de dijital çağda sanatın nereye evrildiğini tartışan entelektüel karalamalardır. Kim bilir, belki de burada okuduğunuz satırlar, gelecekte raflarda göreceğiniz bir kitabın ilk taslaklarıdır.
Sahnede ışıklar ne kadar parlak olursa olsun, adımlarımızın altındaki o görünmez toprağı her zaman hissetmek dileğiyle...
Sanatla, tarihle ve sevgiyle kalın.
İbrahim AVCI